AYVALIK SEYAHATİNİZDE KEREMKÖY'Ü TANIYIN

KEREMKÖY Ayvalık Gömeç ilçeleri arasında asfaltın deniz tarafındaki tek köydür. Zeytin ormanının içinde çanakkale - İzmir yoluna 500 m uzaklıkta ve tepe üzerine konumlanmış köy buram buram Ege kokar. Köy meydanında içeceğiniz bir bardak çay ve köylülerle sohpet, belkide sizi de benim gibi KEREMKÖY'lü yapacaktır
ayvalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayvalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Şubat 2016 Pazartesi

EDREMİT KÖRFEZİNDE MOTOKARAVAN İLE SEYAHAT



Bu bloğumda motokaravancılar için yazdığım her iki makalede beklediğimin üstünde ilgi gördü. Bu benim için sürpriz olmadı. Çünkü karavancılık bir tutkudur. Zevk alınmadan yaşanacak zorluklara katlanmak pek mümkün değildir. Ama inanılmaz keyifli bir yaşam şekli, hobidir. Avrupa’da ailelerin büyük bir kesimi bu yaşam şeklini benimserken, ülkemizde maalesef bu oran çok düşüktür. Kanımca mali yönünün çok pahalı olması ve ülkemizde bu hobilerin olmazsa olmazı olan mokampların çok yetersiz olması bu yaşam şeklinin gelişmesini engelleyen önemli faktörlerdir.
Ben ilk doğada yaşam deneyimlerimi eşim ile öğrenci olduğumuz 1960 lı yılların sonunda Almanya’da ufak bir çadır ile başladım. Bu yaşam şekli o kadar hoşumuza gitti ki, artık arabamızın bagajında çadır olmadan ne yurt içi ve ne de yurtdışında yaşamaz olduk. Biz 1970 yılında Çukurova Üniversitesinde Dr. Asistan olarak işe başladıktan sonra, ben, Almanya Frankfurt’taki Bayern Tarım şirketinden Türkiye tarım ilaçları organizasyonu ile ilgili bir davet almıştım. Bu seyahati o zaman sahip olduğum Renault steyşın ile eşimle beraber yaptık. Şirket bize Frankfurt’ta iyi bir otelde yer ayırmıştı. Biz ikinci gece bu konforlu oteli terk ederek,  Şehrin yakınındaki bir kampinge gittik ve arabamızda bizi bekleyen çadırda gecelemeyi tercih ettik. Bu tutku yurt içinde de devam etti. Yine bir Almanya seyahatinde Münih şehir içinde halen mevcut olan İsar nehri kenarındaki kampingde kalırken, bir Türk aileyle tanıştık. Mersinli olan bu aile bizi çay içmek için karavanlarına davet ettiler. Biz ilk defa bir çekme karavanı içinde görme şansı bulmuştuk. Ben bu andan itibaren artık karavan hayal etmeğe başladım. Zannederim 1980 li yıllarda Adapazarı’ ndaki bir firmadan ilk çekme karavanımı aldı.
Bundan sonra ayni yerde ikinciyi de aldım. 1989 Yılında Mitsubishi minibüsten çevrilmiş ilk motokaravanımı aldım. Onu takip eden yıllarda daha sonra Fiat Ducato Hymer olan Alman yapımı tamamen orijinal motokaravana kavuştum.
Ancak o yıllarda bana motorun çekiş gücü yetmez gelince onu sattım ve daha sonrada 2 farklı Ducato üzerine yine Adapazarı’nda yapılmış motokaravanım oldu. Sonuncu Alman yapımı Volkswagen bir motokaravanım Reimo oldu. Ama artık Türkiye çok değişmişti. Araç sayısı artmış, az sayıda olan mokamplar bu yaşam şekline yabancı kişilerin istilasına uğramıştı. Zannederim 10 yıl önce ben artık bu hobimi yapamaz hale geldim. Ama Avrupa seyahatlerimde artık motokaravancılar şehir içlerinde gecelediklerini gördüm. Bu yaşam şekli ülkemizde de bazı şehir ve küçük yerleşim birimlerinde uygulanabilirdi. Emekli olduktan sonra yerleştiğim Ayvalık ve civarındaki küçük yerleşimlerin buna çok uygun olduğunu gördüm ve ilkyazımı Keremköy için yazmıştım. Körfez yazın motokaravan tutkunları için çok uygun ortamlar sunabilmektedir. Ancak bunu körfezdeki her şehirde yapma olanağınız yoktur. Çanakkale tarafından gelirken Küçükkuyu’dan Burhaniye’ye kadar tüm kıyı binalar tarafından işgal edilmiştir. Mevcut mokampların standartı oldukça düşüktür. Ama Gömeçten Dikili’ye kadar olan alanda doğrudan deniz kenarında günlerinizi geçirecek birçok yer bulmanız olasıdır. Hatta Ayvalık için örnek olarak Körfez ve Ayvalık isimli Blogta (http://ahmetayvalik.blogspot.com.tr/)  şehir içinde nerelerde park edilebileceğine dair örnekler vermiştim. Gömeç, Keremköy, sahilkent mahallesi, Ayvalık kentinin Cunda dahil birçok yerinde rahatlıkla motokaravanınızı deniz kenarına park edebilirsiniz. Tüm bu yerlerde merkeze giden belediye otobüsleri ve dolmuşlar en yoğun bu bölgelerde çalışmaktadırlar. Önerim Balıkesir veya Çanakkale üzerinden Ayvalık’a  gelirseniz, Gömeç’ten sonra Keremköy üzerinden sahile inerek, kıyı boyu Ayvalık içine Yunus Emre parkına kadar gelebilirsiniz. Bu 12-13 Km lik yolculuk size birçok park edebileceğiniz olanaklar yanında çok sayıda güzellik ve sürprizler sunacaktır.
 Size anlattığım bu bölge mevsim olarak hemen hemen her ay dolaşabileceğiniz yörelerdir. En güzel mevsimleri ilk ve sonbahar ayları olmaktadır. Yaz ayları da güzel olmasına karşın, tatil ayları olması nedeniyle daha kalabalık olmaktadır.


9 Kasım 2013 Cumartesi

KEREMKÖY KÖRFEZDEKİ SIĞINAĞIM

KEREMKÖY




Benim Körfezdeki sığınağım olan Keremköy, Ayvalık civarında en fazla beğendiğim köylerin başında gelir.  Ayvalık’a uzaklığı 10 Km civarında olan bu yerleşim yeri Ayvalık – Burhaniye arasında İzmir – Çanakkale devlet yolunun deniz tarafındaki tek köydür. Ayrıca Ayvalık köyleri arasında Anadolu Rumlarının yaşadığı yegâne köy Keremköy olup, hala eski Rum evleri bulunmaktadır. Gömeç’ten Ayvalık’a giderken 2 Km sonra sağa sapan yol, sizi 500 metre sonra köye ulaştıracaktır. 
Köy gerek ana yol olan İzmir – Çanakkale ve gerekse sahilden Şirinkent üzerinden Ayvalık’a bağlıdır. Tamamen zeytinlikler arasına yerleşen köy, oldukça engebeli bir coğrafyaya sahiptir. Sahile uzaklığı 2 km olan köyün meydanında cami, dükkan ve kahveler bulunmaktadır. Sahilde yazlık siteler bulunmaktadır. 2013 Yılında sahile giden yol asfaltlandığı için yaz aylarında trafik yoğunluk kazanmaya başlamıştır. Köy içinde bulunan zeytinyağı fabrikaları işlevlerini yitirmiş olarak gözükmektedir. Köyün hasat edilen zeytinleri Gömeç’teki fabrikalarda işlenmektedir.
Köyün denize bakan tarafında deniz manzarası etkileyicidir. Ancak diğer taraflarında engebeli arazi üzerindeki zeytinlikler de oldukça etkili bir manzara oluşturmaktadır. Köyü İzmir – Çanakkale asfaltından da görmek mümkündür. Buradan bakışta köy tamamen zeytinlikler arasında oldukça davetkar görülecektir.

Ana yoldan 500 metre içeride olan köy son yıllarda sakin yer arayanların dikkatinden kaçmış görünmektedir. Buna rağmen 15 kadar ev ve çiftlik yabancılar tarafından alınmış, bunların bir kısmında yaz kış oturulurken, bir kısmı ise yazları yaşam alanı olarak kullanılmaktadır.  Bunlardan biri de benim Oğlum tarafından alınan bir kır evi, son 3 yıldır benim tüm hayatımı doldurmaya başlamıştır. Alınan mülkün onarımı, yeni ünitelerin eklenmesi ve peyzajı hemen hemen tüm yılımı doldurmaktadır. Çok sakin olan köy,  insanı, yazın nüfusu üç veya dörde katlanan Ayvalık merkezdeki büyük kargaşadan korumakta, sakinliğin ve sessizliğin tadını çıkarma imkanı sağlamaktadır. Çiftliğin içinde bulunan meyve ağaçlarından alınan ürünlerin işlenmesi, sonbaharda sofralık zeytinlerin yapılması, ilk erken hasat zeytinyağının eldesi ve kahvaltılarda tadılması, kış için bazı hazırlıkların yapılması, Pazar yerlerinden üreticilerin küçük bostanlıklarda yetiştirdiği ürünleri satın alabilme, köy içinde inek, koyun ve keçi sütünü komşunuzdan alabilme, 40 yılını büyük şehirlerde yaşayan bizler için tamamen ayrı bir dünya yaratmaktadır.

Dileğim,  bu dingin hayatın uzun yıllar bozulmadan devamıdır. Etrafı tamamen zeytinlikler ile çevrelenen bu köyde yeni arsalar yaratarak yeni binalar yapmak pek mümkün değildir. Çünkü zeytin yasası zeytinlikler içinde yapılaşmaya olanak vermemektedir. Ancak son büyük şehir yasası ile Keremköy, köy statüsünden çıkmakta ve Gömeç’in bir mahallesi haline gelmektedir. Bu da yeni iskan alanlarının oluşumunu hızlandırma olasılığını beraberinde getirmektedir.
Sahil el değmemiş konumunu korumaktadır. Benim gibi ileri yaşlarda olan ve körfezin eski yapısını bilenler için Keremköy sahili, eski zamana yapılan bir zaman yolculuğu gibidir. Yıllardır unuttuğum deniz kokusunu bu sahilde teneffüs etmek mümkündür. Sahilde bulunan ve Osmanlı zamanından kalma deniz kenarındaki Zeytinyağı fabrikası ve taş iskelesi son derece etkileyicidir. 
Sahilin 200 metre açığında bulunan ÇİÇEK ADASI sahili hemen hemen tüm sert havalardan korumaktadır. Ada tamamen zeytinlikler ile kaplıdır. Yine sahilde bulunan çok eski tuğla binalar ve onu çevreleyen sığ sularda kitebord sporu yapılmaktadır. Yazlar sert esebilen kuzey rüzgârları bu sporun bu sahillerde yapılmasına olanak vermektedir. Sahildeki son derece salaş balıkçı iskeleleri ve onlara bağlı sandalların yarattığı manzarayı artık ülkemizin birçok yerinde görmek olanaksızdır. Sahilde bulunan fazla yoğun olmayan site sakinlerinin yaşadıkları yerlerin bilincinde olmaları ve çevreye olan saygıları ender bulunacak davranış şeklini sergilemektedir.


Büyük olasılıkla, Osmanlıdan kalan fabrika ve yağhaneler gibi eski yapılar yakın tarihte turizme açılacaktır. Kitle turizminin ivme kazanmasıyla bu güzellikler kaybolacak ve ne yazık ki bir daha geriyi gelmeyecektir.
Son yıllarda değişik hava yolları şirketlerinin Körfeze düzenli uçuşlarının başlaması, İstanbul – İzmir yolu inşaatı, Balıkesir körfez yolu inşaatının bitmiş olması, bu yörelere olan ilgiyi artırmaya başlamıştır.